|
Pazartesi, 28 Temmuz 2008 |
|
okulun karşısındaki sokağın köşesinde, baca
temizleyici bir çocuk vardı. çok üzüntülü bir hali vardı. ara sıra
içini çekiyor, kirli elleriyle gözlerini ovuşturuyordu. üstü başı, yüzü
gözü simsiyahtı.
birkaç kız yanına yaklaşıp neden ağladığını
sordular. cevap vermedi, hıçkırıkları çoğaldı. kızlardan biri ısrar
etti: "neyin var söylesene, niye ağlıyorsun?"
baca temizleyicisi
küçük çocuk, başını kaldırdı. kirli yanaklarından süzülen yaşlar,
yüzüne çok sevimli bir görüntü vermişti: "paralarım düşmüş!" dedi.
"sabahtan beri baca temizleyerek otuz lira kazanmıştım. hepsini cebime
koydum; ama cebimdeki delikten düşmüşler!...ustam beni döver.
gündeliğimi vermez. eve ekmek parası götüremezsem annem de bana
kızar!.."
daha fazla konuşamadı zavallı çocuk. başını koluna dayayıp ağlamaya devam etti.
küçük
kızlar birbirlerinin yüzüne baktı. çocuğun anlattıkları hepsini
üzmüştü. büyükçe bir kız, cebinden üç lira çıkardı. çevresindeki
kızlara "benim cebimde sadece 3 lira var."dedi. "haydi bakalım, pamuk
eller cebe! şu çalışkan çocuğun üzüntüsünü giderelim. otuz lirayı
aramızda kolayca toplayabiliriz."
kızlar birbirine seslenerek yardım
çağrısanda bulunuyordu. bu sırada genç bir kız geldi. ne olduğunu
öğrenince tam on lira verdi. bütün kızlar, genç bir öğretmeni andıran
bu iyi kalpli büyük kıza teşekkür edip onu alkışladılar.
yirmi beş
lira toplanmıştı. beş liraya daha ihtiyaç vardı. içlerinden biri:
"bakın, dördüncü sınıf kızları geliyor!" dedi, "onlarda para vardır!
kızlar,
kalabalığı merak edip geldiler. onlara da çocuğun hikayesi kısaca
anlatıldı. "bir lira, bir lira daha..." derken, gereken para kısa
sürede toplandı. bu arada parası olmayan küçük kızlar, ellerindeki
çiçekleri, ceplerindeki kalem ve silgileri hediye ediyorlardı.
küçük
baca temizleyici şaşkınlık içindeydi. ağlamayı kesmişti. gözlerinden
şimdi mutluluk taşıyordu. öğrencilere ne diyeceğini bilemiyordu.
avucundaki paraları dikkatle cebine koydu. yerdeki çiçekleri topladı.
baca temizlemek için kullandığı aletleri aldı. ıslık çalarak oradan
uzaklaştı.
yürürken her halinden mutluluk okunuyordu.
Zeynep Akıllı
|