|
İlkbahar mevsiminin pırıl pırıl güneşli bir
hafta sonu günü; günlerden Cumartesi. Heyecanlıydım. Düşünsenize
yaklaşık 26-29 yıl öncesi birlikte olduğum aynı kaderi paylaştığım kimi
çocukluk, kimisi gençlik arkadaşlarımla karşılaşacaktım.
Yıllar
öncesi hayata ve olaylara aynı pencereden bakmanın verdiği referans,
arkadaşlarımla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için üstlendiğim
bu, ikinci mutlu organizasyondu.
Acaba yıllar bizden neler
almış götürmüş, bize neler vermişti. Bakın işte tesisin bahçesinde
yavaş yavaş toplanmaya başladılar. İstanbul, Antalya, Kastamonu, Adana,
Konya, Kayseri, Bursa ve daha sayamadığım diğer illerden gelenler ile
Ankara da yaşayanlar !
Okul günlerinin heyecanı ile bir
birlerine sarılıyorlardı. Aman Allah�ım ne güzel bir tablo diye
düşünmekten kendimi alamadım.Yirmi beş yıl sonra karşılaşılsa bile gene
aynı sıcaklık, sanki hiç ayrı kalmamışçasına sohbet koyu ve kaldığı
yerden devam ediyordu.
Gerçi hayat çizgileri zaman zaman kesişse
de çoğu yıllardır bir birini görmediği için fiziki değişikliklerini
inceliyorlardı. Tabi yirmi beş sene önceki gibi bakmıyordu aynalar
kimseye. Kiminin Saçları dökülmüş, şakaklarına kırlar düşmüş, gözlük
takmaya başlamış,kiminin de yılların yorgunluğu omuzlarında olduğu
belliydi.Sağlık problemi olanlar ama kendini biraz olsun iyi
hissedenler hep gelmişlerdi. Yüzlerinde tarifsiz bir sevinç vardı.Hatta
oğlunu yanında getirip, en güzel mirası bırakırcasına gurur tablosu
olarak arkadaşlarına tanıştıranlar bile oradaydı.
Bir de
aramızda olamayanları düşündüm. O, yaprak dökümü bizi de etkilemişti.
Onları da içten özledim.Gözlerim aradı.Maalesef mukadderat, onları
zamansız bizden kopardı.Şehitlik mertebesine ulaşanlar,zamansız
kaybettiklerimiz.Onlar yoktu.Ama inanıyorum ruhları bizimleydi.Bu günde
bizleri yalnız bırakmak olmazdı.Öyle özledim ki onları bir an
duygusallaştım.Bağışlayın. Nede olsa yıllarca aynı havayı, .yemeği
paylaştık. Aynı davranışları sergiledik . Heyecanı, sevinci, üzüntüyü
daha nice şeyleri hatta Çarşak Tepeyi bile paylaştık. Hastalandığında
ya da mazeretinde yemeğini çadırına taşıdık. Daha nice paylaşımlar,
bunlar kolay kolay unutulmaz. Allah rahmet eylesin. Ruhları şad olsun.
Terör
belasının sakat bıraktığı şanlı gazi arkadaşlarımız ve görev malülü
arkadaşlarımız da gelememişti. Sağlığı el vermeyenler, geçim derdinden
etkilenenler, geceden haberi olamayanlar, ya da çocuğunu ayda yılda bir
görenler ve mazereti olanlar,mazeret bulanlar ! Onlar da unutulmadı.
Gönül onları da aramızda görmek isterdi. Ama hayatın gerçeklerini
unutmuyorum.
Hani derler ya ��Gönül ne kahve ister ne kahve
hane gönül sohbet ister kahve bahane�� yemek le birlikte koyu sohbet de
başladı. Mesleğinde dikey ve yatay yükselenler, emekli olanlar İkinci
hayata atılanlar yeni yeni iş kollarında kendilerini kanıtlamaya
çalışanlar bir birlerinden haberler almaya başlamışlardı.
Kimileri
düzenlerini kurmuş, meslek hayatında iken kendi imkanları ile
fakültesini bitirmiş, Avukatlık yapan, siyasete atılıp Belediye
Başkanlığı yapan, özel sektörde güvenlik şirketi kuran, rent a car ,
gayrimenkul danışmanlığı, sigortacılık ,yöneticilik, tekstil işi yapan,
okul servisçiliği vb iş ile uğraşanlar vardı. Yeni emekli olanlar da
model arıyorlardı. Düşünme aşamasında olanlar, iş arayanlar fikir alış
verişinde bulunuyordu.
Herkesin planı farklıydı. Bu samimi
bir şekilde anlatılıyordu. İmkanı olanlar bir birine destek olmaya
çalışıyor, ya da yeni ortaklıklar için temel atılıyordu. Böyle bir
günde kırgınlık da olmazdı. Olmadı da. Ama hazır topluluğu görüp,
reklam yapanlar da yok değildi.
Sanatçının söylediği şarkı ve
türkülere kendini kaptıranlar da az değildi. Bir anda sahnede halay
çekilmeye başlandı. Kol kola sıcacık, samimi muhteşem bir görüntü. Hele
bir arkadaşımızın Galatasaray kravatı takılı gelmesi ve fanatik
Fenerbahçeliyi kızdırması görülmeye değerdi. Mutluluğumuz fotoğraf
karelerine de yansıdı.Bu güzel an ölümsüzleştirildi.Bu yemeğe,
katılanlar hoşnuttu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde arkadaşlarım,
yüzlerindeki o mutluluk tebessümü ile ayrılırken bir birlerine
doyamamanın verdiği duygu ile bir daha ki sefere toplanıldığında piknik
gibi bir organizasyonun yapılmasını, daha çok birlikte vakit geçirmeyi
arzuladıklarını ifade ettiler.
Sonuç olarak; kendimizi bu
güzide topluluktan koparmayalım. Koparsak içe kapanır ve zamanla
yalnızlaşırız. Kolay elde edilemeyecek bu dostluğumuzu korumak,
geliştirmek için hepimiz üzerimize düşeni yapalım.Unutmayalım ! İnsan
çevresi ile vardır.Çok dostu olan çok imkana sahiptir.
Sevgisiz ve ümitsiz kalmamanız dileği ile nice güzel birlikteliklere �.
Göker Eser
|